Canlar, aşağıdaki yazı yorumlara cevap yazarken ortaya çıkmıştır. Ne kadar uzun olduğunu farkettikten sonra bunu bağımsız bir yazı olarak yayınlamayı ve bu tür yazılarımı da bundan sonra "soru-cevap" etiketi altında toplamayı uygun gördüm. Fayda görmeniz dileğiyle...
Sorular: Yazıyı okuyunca insana huzur veriyor ama sorularıma cevap bulamıyorum. 4. ve 5. boyutta insan ilişkileri ( dost, akraba, eş,çocuk vb) ne olacak? Ekonomi ne olacak ne üretip ne tüketeceğiz? Doğa ve diğer canlılar ne olacak? Fiziksel ihtiyaçlar ne olacak? Gözümüzü kapatıp, konsantre olarak elma dilemenin anlamı var mı? 4. ve 5. boyutlarda insan ne ister, ne arzu eder? Bu boyutlarda insanın yaşam amacı ne olabilir?
Ben kendi görüp hissettiklerimi aktarayım isterseniz.
İlişkiler devam edecektir ama insanların birbirleri hakkında beklentileri
olmayacaktır. Bu beklentisizlik kimsenin herhangi bir şey için baskı altında
hissedip istemediği rolleri oynamayacağı, manevi olarak tam özgür olacağı bir
dünya doğurur. Bu herkesi coşkulu ve mutlu kılar. Yapılacak iş ve görevler para
için yapılmayacağından ve hiçbir hayati fonksiyon için para gerekmeyeceğinden suç
ve stres ortadan kalkacaktır. Tüm çocuklara toplumun çocukları gibi davranılacaktır.
Anne baba kavramı çocuğu kontrol edip sahiplenmeden sıyrılacaktır. Çocuklar
toplumun içinde serbestçe ve eğlenerek öğreniyor, geziniyor olacaklardır.
Güvenlik ve tehlike kaygısı kalmaz. Tüm küçük bireylere toplumca göz kulak
olunur. Tüketim alışkanlıklarımız dramatik şekilde değişecektir. Et ve tüm
hayvan ürünlerini tüketme ihtiyacını bir kenara bırakın, o tadları arzulamaz
olabiliriz. Manevi zenginleşmemiz, gerek empati gelişimi yönünden gerek
duygusal yönlerden eti kendimize yaklaştırtmayacaktır. İnsan artık kendi keyfi,
zevki, hatta hayatta kalma kaygısı yüzünden bile bir başka türü hor görmeyi
kesinlikle istemeyecektir. Ya da bazı kitaplarda bahsi geçtiği gibi et tadı
veren farklı ürünler tüketilecektir.
Çok çok daha az yiyip, çok daha zinde, sağlıklı ve canlı
olacağız. Yediklerimiz işlem görmemiş, güneş ve toprakla olmuş besinler
olacaktır. Besinlerden kimyanın tamamen çıkışını, kozmetiğin, aşı ve ilaç
sektörünün tamamen bitişini görebiliyorum.
En çok gelen sorular; amacımız ne olacak, para olmayınca ne
için çalışacağız, ya da neyle meşgul olacağız gibidir. İnsanoğlu kendine
öğretilmiş düzeni en olağan ve doğru doğası gibi kabul etmiştir ve soruları da
bu kafadan sormaktadır. :) Bizler insanüstü varlıklarız. 3B'de Avatar filminden
farksız bir varoluş sistemi sözkonusudur. Vücudunuzdaki, toplumun yetiştirdiği
kişilik değilsiniz. Boyutlararası, kozmik ve ölümsüz varlıklarız. Asıl amacımız
bir 3B dünyada ev-iş-para üçgeninde binbir sıkıntı içinde doğduğumuz gibi ölüp
giderek, 100'lerce kez yeniden gelmek değildir. Amaç burada bir fark
yaratmaktır. Değişimi getirmektir. Bir 3B dünyayı etkilemenin tek yolu bir 3B
varlığa dönüşerek yukardan inmektir. Aksi halde buraya karışamazsınız,
unuttunuz mu? İşte biz de, Avatarlarımıza girdik ve buraya geldik. Bizler
Dünya'nı kollayıcılarıyız. Daha iyi anlatabilmek için çerçeveyi de verdikten
sonra son soruların cevaplarına geçeyim.
 |
|
|
Daha büyük sorumluluklar ve küresel, evrensel, kozmik
görevlere atılmak! Şimdi üstün varlıkların bize yaptığı gibi biz de ışık
mücadelesi içindeki varlıklara rehberlik ve yardım da bulunabiliriz. Evreni
gezip, bilgi, kültür ve yaratımı öğrenebiliriz. Her yer bol miktarda sevinç,
coşku, tasarım ve her türden sanatla dolacaktır. Ekonomi olgusu tahmin ediyorum
ancak global kaynak ekonomisi olacaktır. Misal, sadece gezegenler/galaksiler
arası alışverişi yöneten bir ekonomi. Gündelik hayat ve vatandaş üstüne kurulu
ekonomi ASLA DEĞİL. Tüm Dünya, herşeyiyle insanındır. Hiçbir şey için hiçbir
şey ödemek zorunda değiliz. Doğa böyle ÇALIŞMAZ. Bu çağda ödeme, insan ve Dünya
hayrına hizmet olacaktır. Daha iyi bir Dünya için, O'nun temizliği, doğal
zenginliği ve güzelliği için bitmez çalışmaların parçası olacağız. Bol seyahat
görünüyor. Tüm Dünya özgürce dolaşmak için bizim olacak. Dahası evren de. Bunu
bilgi birikimi ve hizmet içn kullanacağız. İnsanlık kaynaşacak. Ruhsal olarak
çok geri kalmış ve hiç mantığını esnetemeyen, yeni vizyonu kaldıramayacak kadar
sert milliyetçi ya da dini bağlantıları olanlar hariç, hiçbir halkın birbiriyle
şu anda bile problemi olduğuna inanmıyorum. Problemleri yaratan halkarı sözde temsil
eden devletlerdir. Devletler (hatta ve hatta) aralarında anlaşarak savaşları
çıkarır ve ekonomiyi döndürürler. Ya da hastalığı çıkarır ve ilaçlarını
satarlar. Besinlerle şişirir ve kozmetiklerini, kişisel bakım tuzaklarını
satarlar. Devletler biz değiliz. Bizim birbirimizle problemimiz yok. Tüm Dünya
kucaklaşmaya hazırdır. Bunu kaldıramayanlar sessizce yok olacak.
Kilit ipucu
şudur. Kendinize tüm toplumsal şartlanmalardan koparak şu soruyu sorun:
"Ben neye layığım, nasıl bir ömür sürmek isterim?"
Yaptığınız en iyi ve en zevk aldığınız işi özgürce
yapacaksınız!
Şimdilik bunlarla yetinmek istiyorum.
Sevgiler...